İNSANLIĞIN ALINYAZISI BİR ÇOCUK
İNSANLIĞIN ALINYAZISI BİR ÇOCUK
O çocuğu bekliyoruz.
Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, meşhur kelimemizle söyleyelim, diriltecek çocuğu.
O çocuğu ki, reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin.
Kendine verileni aşan bir çocuk olsun o çocuk.
Verilmeyeni alabilen bir çocuk. Gizliyi, sır olanı kurcalayan, tarihin şifrelerini çözen bir genç.
Derleyişleri dağıtan, dağılmışları derleyen bir genç adam.
Kayıpların, kaybolanların ürperttiği bir ruh.
Tayfları, gölgeleri heceleyen bir espri.
Kabuk bilgilerin sağnağı altında ıslanmayan anlayış ve kavrayış kişiliği.
Bir muştu olan bir çocuk. Muştu gibi gelen. Muştu getiren.
Işıkla gelen çocuk. Umut ışığını getiren çocuk.
Kapitalizmin ve komünizmin karanlığını delen umut ışıklarını taşıyan gönül eri.
Erenlerden bir işaret olan er. Diriliş eri.
Doğunun ve batının özlemini çektiği haberci.
Yollarda gözlenen, tozların gerisinde hayal edilen yolcu.
Uygarlıkları, tarihi ve tabiatı, insanı ve eşyayı yeniden tartı kefelerine yerleştiren eleştiri eri.
Eleştiri içinde özeleştiri tohumlarını yeşertmesini bilen düşünce tarımcısı.

Yuvalara, evlere yeniden fizikötesi bir anlam kazandıran hızırlık çabanın adamı.
Tanrı eri. Semboller halinde kafaların ve ruhların içine dikilen ve dikilişleriyle insanları
ve tüm insanlığı onursuz kılan putların kırıcısı inanç yiğitti.
Aşağılık duygusu altında ezilen duyarlıkları sağlığına kavuşturan ve
böylece sözünden çok ruhuyla doğacak özgürlüğün, gerçek özgürlüğün savaşçısı olacak kahraman.
Bu çocuk elbet gelecek.
İnsanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacaktır.
Bu atılımın temel taşı olacak olan yeni insan zuhur edecektir elbet.
Diriliş gerçekleşecektir.
Göze görünmez evrensel tabut parçalanacaktır kuşkusuz.
Kuşkusuz, bu, büyük çalışmalar ister.
Aslında, çalışmalar, dağınık bir biçimde ve her yerde aynı bilinç yoğunluğunda olmaksızın, başlamıştır, sürüp gitmektedir.
Bir gün derleniş toparlanış ve bilinçleniş de gözle görülür bir düzeye ulaşacaktır.
İnsan kendi barikatlarının mahkumu ve kendi zincirlerinin tutsağı olmuştur.
Ama bu kıyamete kadar sürüp gidecek değildir.
Diriliş nesli, bu mahkumluğa, bu tutsaklığa başkaldırmanın cesaretini gösterecek
ve bu başkaldırmayı yeni uyuma dönüştürmenin yöntemini kestirecektir.
İnsan, yeniden erdem sınavının ateşi içine atılacaktır, cehennemleri yarıp
cennetine ulaşacak üstün semender yaradılışındadır çünkü o...
Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, ürkmeyiniz.
İnsanın alınyazısı, ağırlığıyla, şartların ötesindedir.
Toprağın vebamsı kaynayışına aldanmayınız.
Gök, yüklü, esintiler, elverişli, ufuklar, eleğimsağmalarla beneklidir.

Ruhun ilham seferi, Cebrail soluğuyla desteklidir.
Ruhulküddüs yalnız geçmişte insanı yoklamadığını,
geleceklerde de onu kutlu göğsüne bastıracağını ispat edecektir.
Ruh, kutsal ruh tarafından sığınacaktır.
Akşamla birlikte, sofraların üstüne yine kutsal ruhun kanatları gerilecektir.
Çocuk, kuzey ve batı rüzgarlarını kılıcıyla ikiye bölecektir.
Selleri ve çığları omuzlarıyla durduracaktır. Fırtınaları ters yüz edecektir.
Zaten o, bütün bunlar için geliyor.
Azgın bir kışı yaşıyoruz.
Geleceğin erleri onun üzerine diriliş kemerlerini ve kubbelerini oturtacaktır.
Ruhun ayasofyaları, süleymaniyeleri yükselecektir yeniden.
Diriliş mehteri, dünyanın ufkunu, metafiziğin marşıyla çınlatacaktır.
Pandorun kutusu kapanırken ruhun şifa mücevherleri, saklı oldukları mahfazalarının kapaklarını zorlayacaklardır,
dışarı çıkma günü gelen civcivin yumurtanın kabuğunu gagasıyla tık tık döğmesi gibi.
Kutlu şehirlerin ruhları, geceleri gözlere görünen yatırları gibi uyanacaklardır.
Bursa'nın, İstanbul'un, Konya'nın, Diyarbekir'in, Erzurum'un, Şam'ın Bağdat'ın,
Buhara'nın, Semerkand'ın ve beş safta Mekke'nin, Medine'nin
ve hepsiyle birlikte Kahire'nin, Kuala-Lumpur'un, Bingazi'nin,
İslam-Abad'ın, Darüsselam'ın ruhları dirilecektir.
Elinde bir meşale, bu kış gecesinde dolaşacak olan o çocuğun ulaştığı her kent, dirilişe erecektir.
Kentler, ölümün kırılışından tüten alevlerde yıkanacaklar
ve kutlu sancağın altında diri kümbetler olarak toplanacaklardır.
Bu şehirler mahşerinin önünde kim durabilir?
"Kalk ve Korkut" sesiyle ayağa fırlamış ilahi sitelere karşı hangi çelik veya demir bent dayanabilir?
SEZAİ KARAKOÇ

|
HIZIRLA KIRK SAAT Kıyamet gününden önce Hızır çekilecektir yeryüzünden Sonra yeşillikleri yaylaların Eski zaman duvarları gibi yükselen çınarların Çinilerin minyatürlerin duayı ansıtan boyaların Güneşte bir kuş gibi çırpınan kasabaların Göz ağrısı getiren tozların Yeşili kırmızısı sarısı çekilecek önce Evlerde avlularda duyulacak bir eksilme Yoldan bir ölü götürüyorlarmış ta sezmişler gibi Çıkacaklar dışarıya ama Yollar ıssızdır sonsuzca Hızırın gidişiyle birlikte Yol ıssızlığı gelişecektir Yaşamıştı bunu bir anda Daracık bir odada Peygamberin baş ucunda Ali Peygamberi yıkarken buruşmuştu dünya Deniz gibi vahşi mercanlar gibi yakıyordu elini sıcak su Ömer bir horoz sandı dünyayı Boğazında keskin bıçak Ölümünde peygamberin Ebubekir dört yanında çırpınışını duydu kanadını Cebrail'in Topraktan yükselişini surun İç odalarda Çarşaf arkalarında Ağlarken peygamber kadınları Duydular kıyameti bir anda Daracık bir saatta Sonra Ali odanın yalnızlığından Dört duvardan bir fısıltı duydu Göründü sancakların en yeşili Ve ordusuyla birlikte Mehdi Belirli bir süre geciktiren kıyameti Kıyamet elinde bir belge Bir tüy gibi hafifleten kıyameti Mehdi Şehitlik yapan ölümü kıyameti Mehdi Bereketin geri gelişi Kıyametin birinci fecri Hızırın ete kemiğe kavuşması Bir kadir gecesinde Seçilenler seçildiler Bir kadir gecesinde Dönüşmeye başladı kaderi Yeryüzünde Karınca azabına uğratılmış müslümanların En yoksulu insanların En çok ezilmişi Ezilmişlerin bile ezdiği Acımalarından yenilgileri Susan susturulan Değiştirilip dönüştürülen Tarihi ekşitilen Faydalanılan şelalesinden Ama içecek sudan yoksun edilen Sökülüp atılan coğrafyasından Bağbozumu mantığından Çocuklarına düşünce tozu serpilen Kuşlukta kuşkulu Öğlede eğlenen Bir küme yapılan halkı Götürülüp uçurum kıyısına Bir ölü kuzgun gibi bırakılan kenti Güneşin batmakta erken davrandığı Her gün son akşam gibi gelen bir akşamda Cam kesmesi bir konakta Ölüm dirim toplantısında Bir gül ansızın patlayıp açılacak bir saksıda Ve kalkacak bir insan ayağa Ve ışık ışık ışık Arkasında solunda ve sağında Ve uzatacak ellerini dışarıya Ah bu ne beyaz ne beyaz Musanın elleri Ve yüzü İsa yüzünün benzeri Sonra bir değişim daha Bir değişim daha Kendinde özetleyen bütün peygamberleri Son peygamberin kendisi sanki Hızır da işi bitip te aradan çıkan köprülerin en yükseği Mehdi Konuşacak Mehdi Geldi derleniş günü Derleniş toparlanış vakti Artık her gün her gece Bir kadir günü ve gecesi Kur'an iniyor dağlardan tepelerden Yağmur onun yedeğinde Horozlar en keskin sesleriyle ötmede Koyunlar ışıldıyor yünlerinde Yeni ve keskin bir bilgelik keçilerde Doğudan batıya bir şimşek atlardan Heyamolalarla inip çıkan Bir eleğimsağma develerden Kadınlar örtünürler meryem örtülerini Bacalar yeniden tüter Odunların en sertinin yanışından Bırakarak gökyüzünde bir ocak sisi Dağlarda bir başka coşkunluk çağlıyor Menekşede çiğde kekikte ses var Bir vahiy uğultusu arılarda Karıncalarda hikmet suskunluğu Barışı ve çalışkanlığı sağduyunun Derleniş toparlanış diriliş saati Geldi Yükseldi bir ağartı müslüman ufuklardan Müslüman mevsim ve iklimlerden Kelimeler sıçradı yıllarca beklemişlerdi taşlarda Bir başkalaşım oldu yazılarda Seslerin durduğu yerde Gizlice süren bir ayet sonu yumuşaklığı Duruşlar bir süreden inmişcesine ağırbaşlı Davranışlar ölçülü tartılı Büyük dönüş başlamadan önce Kendini bırakarak evrenin koştuğu o Bütüne Bir kanat çırpmasıyla karıştığı Varlığa Düzeltip dünyayı yeniden Toplumu dirilten insanı erdiren Şeytanı bir duvar ucunda sıkıştıran Dam saçaklarında koğalayıp Eski sınırına iten Kentlere mutluluğu Bir ikindi anıtı gibi getiren Her eve mermer dağıtan Şelale paylaştıran Kan kanalı uzatan Engebeli bir gebelikte Yatağından korkan kadınlara Süt verin süt verin çocuklara Alarak nar incir gibi yemişlerden Şit evi sığınağı zeytinlerden Meryemin dayanağı hurmadan Tükenin var olun varlığıyla Varlığın Ki göreceksiniz kesin kesin Yüzünüzü nereye çevirirseniz çevirin Odur var olan var eden Biçim veren değiştiren Dağıtan toplayan Hiç olmamışa çeviren Bir çırpıda gelip Geçmişe döndüren zamanı Sesi seslendiren yeri yerlendiren Sonra açıp yeli yürüyen bir kabir gibi İçine yeri yerleştiren gömen Bir kan pıhtısından meniden Bir insan türeten Sonra onu büyüten Sözüne kulak yapan ağız yapan İşine onda bir yetenek özü mayalandıran İnanış veren sabır veren Kuran'a da şeytana da Eş yapan yoldaş yapan sırasında Bir örtü gibi birden açan dünyayı Sonra birden toplayan ortalığı En büyük kolleksiyon sahibi Kafataslarından kemiklerden Güneşten aydan yıldızlardan Cennet ve cehennemlerin Kaybolduğu doğduğu girdabından Her çağ bir başka ses Duyulan mızrabından Doğmamış ve ölmeyen Gelmemiş ve gitmeyen SEZAİ KARAKOÇ |
| |
 |
|
"Kardeşin sen kande, çık ey Mehdi-i sahip zuhür! Millet-i İslamı pamal eyledi Çeyş-i fütur. Kalmadı İslam içinde bir yerde aram-ü huzur Kapladı mülkü serapa leşker-i zulm-ü şürir... ZİYA PAŞA |
| |
|
|
SON GÜNEŞHicri 1390 ay ramazan gece kadir gecesi Nakkaşın nakşettiği dirilişin hecesi Ki terennüme başladı bir anda bütün alem Daracık bir odada gözü yaşlı bir adem Kapanmış secdeğaha haşyetle inliyorken Tükenmiş gözde yaşlar şimdi ağlıyor kalbden İşte o an parladı ufukta lem'ayı nur Sonra bir güneş doğdu ziyasıyla dura dur Alem de gördüğümüz İslami dirilişin Sebebi işte bu şems bunu böylece bilin On sene evvel doğdu parlar bu yüzyıl başı Miladi sanmayınız hicri yüzyılın başı Evet buydu beklenen islamın son ferdası Silinir gider artık küfrün leyli yeldası Seni beklemekten dönmüştük biz şaşkına Doğdun bir daha batma, batma Allah aşkına Şu milletin nasibi asırlar var ki Celal İlahi tecelli etsin kurban olduğum Cemal Ey ümmet dikkat edin hicri yüzyıl başına Şahit olacaksınız güneşin doğuşuna Bağrı yanık islama esecek badi saba İşitin şu müjdeyi ''vetubalil gureba'' ADİL GÖKBURUN |
| |
|
|
"Kardeşin sen kande, çık ey Mehdi-i sahip zuhür!  Millet-i İslamı pamal eyledi Çeyş-i fütur. Kalmadı İslam içinde bir yerde aram-ü huzur
Kapladı mülkü serapa leşker-i zulm-ü şürir...
ZİYA PAŞA |
| |
|
|
SON GÜNEŞ  Hicri 1390 ay ramazan gece kadir gecesi Nakkaşın nakşettiği dirilişin hecesi Ki terennüme başladı bir anda bütün alem Daracık bir odada gözü yaşlı bir adem Kapanmış secdeğaha haşyetle inliyorken Tükenmiş gözde yaşlar şimdi ağlıyor kalbden İşte o an parladı ufukta lem'ayı nur Sonra bir güneş doğdu ziyasıyla dura dur Alem de gördüğümüz İslami dirilişin Sebebi işte bu şems bunu böylece bilin On sene evvel doğdu parlar bu yüzyıl başı Miladi sanmayınız hicri yüzyılın başı Evet buydu beklenen islamın son ferdası Silinir gider artık küfrün leyli yeldası Seni beklemekten dönmüştük biz şaşkına Doğdun bir daha batma, batma Allah aşkına Şu milletin nasibi asırlar var ki Celal İlahi tecelli etsin kurban olduğum Cemal Ey ümmet dikkat edin hicri yüzyıl başına Şahit olacaksınız güneşin doğuşuna Bağrı yanık islama esecek badi saba İşitin şu müjdeyi ''vetubalil gureba'' ADİL GÖKBURUN |
| |
|
|
DÜNYA İLE HASBİHALHey gidi fani dünya senin de soyun geldi Yükünü aldın artık, yaşsa kemale erdi Zevalini gösteren küçük alametlerden Hangisidir çıkmadık hangisidir söylesen Zinalar, binalar, pavyon kadınları mı? İçkiler kumarlar şarap dükkanları mı? Vurmalar, kırmalar, insan öldürmeler mi? Binbir çeşit hileler dolap döndürmeler mi? Zulümler, cefalar hak'kın kovulması mı? Hıçkırarak ağlarken garip boğulması mı? İn bin dünyası derler şimdi sıra sendedir Hatemennebiy ile Resuller tükeneli Nemrut yetiştirmekten sen de bıktın değil mi? Üzülme pek yakında gelecek olan Mehdi Kararmış suratını aydınlatır güneşi O Mehdi ki zevalin ilk büyük alameti Sonunu haber veren kıyametin ilk fecri. ADİL GÖKBURUN |
| |
|
|
İMAM MEHDİYıldızla doğacak islam güneşi İmanla sönecek küfrün ateşi Ümmeti muhammed bekliyor seni Ne olur kıyam'et imam'ul mehdi Müminin çilesi senle son bulur Kırılır zincirler iman kurtulur Ufuklar nurlanır zulmet kaybolur Beklenen güneşsin imamul mehdi. Yaklaştı zamanın titrer tağutlar Sallanır yüz üstü devrilir putlar Adından çok korkar çağdaş nemrutlar Bir yalın kılıçsın imamul mehdi. Atomlar karşında susarlar senin Emini olursun göklerle yerin Fatıma evladı son peygamberin Halifetullahsın imamul mehdi Ayların içinde tekdir ramazan Cebrail sesini duyduğun zaman Belki kıyam etti sahibuzzaman İntizarımızsın imamul mehdi. ADİL GÖKBURUN |
| |
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder